Bugün, 15 Mayıs 2021 Cumartesi


Anahtar Kelimeler: PANİK ! SAKİN...

PANİK YOK! SAKİN...

Tacettin KEPENEK Yazdı...

Fetö Terör Örgütünün,darbe girişimi üzerinden yıllar geçse de, iktidarın ve halkın üzerinde oluşan psikolojik bazı rahatsızlık belirtileri, zaman zaman ortaya çıkabilmekte ve en ufak bir kıpırdanma da, darbe oldu, olacak korkusuyla adeta panik atak benzeri tepkiler görülebilmektedir. Bu durum, bir anlamda, taşıdığımız savunma mekanizmalarının bir parçası olarak tanımlanabilir.

Bu defa ki darbe (!) paniğimizin  sebebi, TSK dan  tekaüt olmuş, 104 amiralin yayımladıkları bir bildiri.… Bildiriyi okudum, “aksi halde…” diye, başlayan cümlenin haricinde abes bir şey göremedim.

Aksine Montrö sözleşmesinin kazanımlarından bahsederek, bu konuyu tartışmaya açmanın ülkeye zarar vereceğini ifade ediyorlar. Ayrıca üstü kapalı olarak bir amiralin, bir tekkede ortaya çıkan görüntüsünün yanlışlığına vurgu yapıyorlar. Bunlara dikkat çekmenin ve uyarıda bulunmanın neresi yanlış? Netice de bu amirallerin tamamının uzmanlık alanı bu konular, camide ki imamın uzmanlık alanına girmiyorlar ki...

Ancak içerik olarak olmasa bile, şeklen ve zamanlama olarak bir yanlışlık olduğu kesin. Koca koca amirallerin, bu tür toplu bildirilere ve gece yarısı açıklamalarına karşı, milletin alerjisini olduğunu bilmemeleri,akıl alır gibi değil!  Şeklen sakat bir bildirinin içeriği tamamen doğru ve haklı olsa, ne yazar...

Millet olarak geçmişten bu güne, 27 Mayıs, 12 Eylül darbelerinden, 28 Şubattan ve bilumum muhtıralardan, rahatsız genç subaylardan, TSK içine sızdırılmış namlusunu millete çevirmekten çekinmeyen soysuzlardan,millet olarak bıktık usandık... “Şimdide, darbe korkusu ile korkutulmaya başlandık.”

Fetö’nün hukuk (!)  eliyle gerçekleştirdiği, Ergenekon ve Balyoz davaları sonucu TSK hallaç pamuğu gibi atılırken, iktidarın ve toplumun büyük bir kısmı,artık vesayet kaldırıldı, bu ülke de darbe olmaz diyordu. Ancak ne istedilerse verilenlerden, alnı secdelilerden darbenin babasını gördük. Onun için bu bildiriler vs. vız gelir,  tırıs gider...

Peki, bu amiraller kimdir?  Neden böyle bir bildiri yayımlama ihtiyacı duymuşlardır? Bunu anlayabilmek için meselenin biraz kökünü incelemek gerekir.  Aslında bu insanlar, çocuk yaşta TSK bünyesine katılan milletin seçkin beyinleri. 

Ancak aldıkları eğitimin sonucu olsa gerek, kendilerini ülkenin yegâne sahipleri olarak görebiliyorlar, belki de öyle inandırılmışlar.

Subaylar, meslek hayatları boyunca korunaklı askeri lojmanlarda, OYAK’lı dolgun maaşlarla, orduevlerinde, askeri tatil köylerinde,  aileleri ile birlikte kapalı devre hayat yaşayan insanlar... Tarihsel süreç boyunca TSK subay ve komuta kademesinin ve ailelerinin imtiyazlı bir zümre oldukları,aslında adı konulmamış bir hakikat. Tekaüt olunca değişecek değiller ya…

Gerçek vesayet zihniyeti asıl buralarda oluşuyor. Eğer vesayet zihniyeti,gerçekten ortadan kaldırılmak isteniyorsa, işe buralardan başlamak lazım...

Sayın Cumhurbaşkanı, konu ile ilgili olarak yaptığı konuşmada; Tekkeye giden amiralin resmini tasvip etmediğini,Montrö’nün zamanın şartlarına göre iyi bir anlaşma olduğunu ancak kanal İstanbul ile zorlama bir bağlantı kurulmaması gerektiğini,  emekli TSK mensuplarının vesayetçi zihniyetini gösteren bu bildirinin, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini söyledi. Gayet makul bir açıklama...

Ancak, Sayın Devlet Bahçeli’nin 104 amiralin derhal rütbeleri sökülsün, maaşları kesilsin, lojmanlardan çıkarılsın vb. talimatları ortalığı tamamen karıştırdı ve yandaş medya, yandaş STK,  kim varsa bindirilmiş sivil kıtalar gibi topluca hücuma geçti...

Askerden sonra, kendisini ülkenin yegâne sahibi olduğunu zanneden bu yandaş sivil insanları, hayretle ve ilgiyle izliyoruz...Bu neyin telaşı, neyin paniği anlamak mümkün değil!  Durun, bir sakin olun! Panik yapmayın...

Tacettin KEPENEK

tacettinkepenek@gmail.com