Bugün, 15 Mayıs 2021 Cumartesi


Anahtar Kelimeler: " Sadece İnsansın MARCUS"

"Sen Sadece Bir İnsansın MARCUS"

OSMAN ÇELİK YAZDI...

Mutluluğu arayan bir izdüşümü ve mutlak huzurun doğanın sırrında gizli olduğunu temellendiren “STOA” felsefesi, kudretli bir imparator olan MARCUS AURELİUS’a da ilham olmuştur.

***

Marcus Aurelius´un"Hayatımız, düşüncelerimizin eseridir" sözü ile yazıyı temellendirmek galiba  en doğrusu. Roma İmparatoru Filozof  Marcus Aurelius´u belki de, kendi gerçeği ile ülkesinin gerçeğini bütünlemede gösterdiği başarıdan dolayı, en iyi yöneticiler arasında sayabiliriz.

İhtişamlı imparatoru, yenilmez kılan ve başarılarının yegane unsurunu, güçlü bir orduyla anlatmak, sanırım insafsızlık olur. Hatta, onun bilgeliğine de gölge düşürür. Çağının tanığı olan bir devlet adamını filozof kılan ana kaynak, düşünceler silsilesi etrafında kurduğu, gerçek yaşamlar birliğidir aslında.

***

Büyük zaferleri, topraktan aldığı ilhamla bütünleyen İmparator MARCUS’u, bir gölge gibi takip eden ve her şaşa ve şatafat anında kulağına  “SEN SADECE BİR İNSANSIN MARCUS” diye seslenen bir adamı, yanı başında görevli tutan bir yönetici, elbette çağın tanığı olarak hala unutulamamaktadır…

***

Sevgili okurlar, "Ülkeleri liderler kurar yönetir, lakin orda yeni bir dünya kurmak sanatçılara, aydınlara, yazarlara düşer." 

Bu minvalde bir İMPARATORLUK gerçeğini hayata geçiren Marcus Aurelius´un, SENATO´nun yetkilerini direkt halktan almalarını sağlamanın yanı sıra, ülkesinin dört bir yanından getirerek oluşturduğu" bilgeler meclisinin" de başarısında büyük payı vardır.

Düşünürlerin, yazarların, kanaat insanlarının, sanatçıların bir devlet adamını besleyen, büyüten irfani akışına, ustaca devlet rengini katan Büyük İMPARATOR, öte yüzyıllarda onu karşılayan bizlere de örnek oluşturmaktadır...

Öyle ya, mutluluğun sırrını doğayla bütünlenmekte bulan Filozof İmparator, kuru bir devlet adamı yerine, medeniyet rengini ülkesine yayan bir anlamla çağlar ötesine yol almıştır.

***

Tarih süzgeci bize nice kırıntılar aktarırken, bu kırıntıları yeniden inşa etme uğraşını da müntesiplerine bir görev olarak vermektedir.

Huzuru ve mutluluğu toplumlar üzerinde inşa eden aydınlar, düşünürler, filozoflar ve yazarlar, bedelleri ödenen ve ödetilen bir düşünce özgürlüğünün meftunudurlar.

Düşüncenin özgür olmadığı, hayalin ve idealin özgür düşünce ile şerbetlenmediği zamanlarda, iç huzurunu sağlamış ideal bir toplumdan bahsedilebilir mi?

Sanatın, düşüncenin ve yazının, özgür ve özgün bir toplum oluşturması muhtemelken, bunlardan uzak geçen zamanların çölleşme girdabını yaşamak kader olmamalı!...

***

Aydınların, filozofların rengine bürünmüş nice medeniyet, nice devlet, nice düşünce, yüzyıllar öte bir hayalin adımlarını soluklarken, belki de temelde var olması gereken “sen sadece bir insansın” irfani anlayışını da mukim kılmanın iç huzuru ile iz üstüne izler bırakmışlardır.