Bugün, 23 Temmuz 2021 Cuma


Anahtar Kelimeler: SÖYLEŞİ...

SÖYLEŞİ...

Yazar FİLİZ KÖKSAL İle Söyleşi...

SPHM ÖZEL HABER (SÖYLEŞİ)

--Filiz Hanım sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1980 yılında Gümüşhane Kelkit’te doğdum. İlkokulu Kelkit’te, ortaokulu Afyon İhsaniye ve Elazığ’da okudum. Liseyi  ise Elazığ’da tamamladım. Lisans eğitimimi, Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde, yüksek lisansımı ise Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Anabilim Dalı Türkiye Cumhuriyeti Programında sürdürdüm.

 Hakkari Merkez, Manisa’nın  Turgutlu,  Salihli ve Kula ilçelerinde  öğretmen olarak görev yaptım. 2011 yılından beri de Gümüşhane’de öğretmen olarak çalışmaktayım.

--“Türk Basınında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşu” kitabınızı konuşmadan önce, sizin biraz bu sürecinizi öğrenmek istiyoruz. Nasıl başladı bu süreç?

            Celal Bayar Üniversitesi Tarih Anabilim dalında yüksek lisansta, danışman hocamın da önerisi ile   “KKTC’nin Kuruluşu”  konulu tez çalışmamla 2002 yılında kitabın süreci başladı.

 Amacım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, kuruluş sonrası gelişmeleri ve Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık konusundaki haklı mücadelesini belgelerle ortaya koymaktı. Büyük bir zevkle yaptığım yüksek lisans tez çalışmamı kitaplaştırmayı, devam ettirmeyi ve kitaplarla gelecek nesilleri bilinçlendirmeyi amaçlamıştım.

 Konu ile ilgili öncelikle Türkiye’deki makale, tez ve kitapları taradım. İnternet ortamından da konu ile ilgili verilere ulaşmaya  çalıştım.   KKTC’nin 15 Kasım 1983 yılında ilan edilmesinden dolayı, İzmir Milli Kütüphane ve  Kent Arşivlerinde bulunan 1983 yılı ulusal basınını inceledim. Ancak konu ile ilgili gerekli ana kaynak, belge bulmakta da zorlandığımdan 21 Ekim 2003 yılında,  KKTC’nin kurucusu, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Raif Denktaş’a bir mektup yazarak çalışma konumdan bahsettim, duygu ve düşüncelerimi ifade ettim. Cumhurbaşkanımıza, yoğun işleri arasında kendilerini yormak istediğim için özür dileyerek ve saygılarımı belirterek “KKTC’nin kuruluşu konusundaki görüşlerini belirten yazılarını tezimde kullanma şansını bana tanıyabilmelerinden çok büyük mutluluk duyacağımı” dile getirdim.

 Bu arada bir taraftan da hem  öğretmenlik yapıyor, hem de haftada iki gün Salihli’den İzmir’e günü birlik gidip gelerek İzmir Milli Kütüphane’den,  Kent Arşivi’nden dönemin  mevcut  Türkiye basınının Kıbrıs haberlerini araştırıp, inceliyordum. KKTC İzmir Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nin kütüphanesinden yararlanıyordum. KKTC İzmir Konsolosluğu ile de görüşüyordum.

Sayın Rauf Raif Denktaş’tan, yazdığım mektuba 11 Kasım 2003 yılında cevap geldi.  Merakla ve büyük heyecanla  zarfını  açtığım ve Cumhurbaşkanımızdan gelen cevapta şu şekilde yazıyordu:

 Sayın Filiz KÖKSAL,

21 Ekim 2003 tarihli mektubunuz için teşekkür ederim.

Size bir seri kitap gönderiyorum. Bunları da okuduktan sonra davetlimiz olarak buraya gelmenizde yarar vardır. Aksi halde sorularınızı sorunuz, size yazılı cevap verelim.

Çalışmalarınızda başarılar diler, saygılarımı sunarım.

                                                                                  Rauf Raif DENKTAŞ

                                                                                  KKTC Cumhurbaşkanı

Genç bir araştırmacı, eğitimci olarak aldığım cevaptan büyük mutluluk duydum. Ailem de bu mutluluğa ortak oldu. Evimizde uzun uzun hayat hikayesi konuşulur oldu Denktaş’ın. Göndermiş olduğu üç kolilik KKTC basımlı kitaplar, Kıbrıs konusu ile temin edemediğim kitaplardandı. O kitapları temin edemediğim için  inceleyememiştim.Gelen kitapları satır satır büyük bir zevkle okudum, inceledim. Hele bunların içinde Rauf Denktaş’ın çocukluk hayatını anlattığı “Karkot Deresi” adlı kitabını ise ailece  okuduk, anlattık. Hayat hikayesini arkadaşlarımla paylaştım. Konuya ilgim alakam kitapların gelmesinden sonra git gide  artmaya başlamış, araştırıp inceledikçe daha fazla ayrıntıya dalmıştım. Bir derya denizdi tıpkı Kıbrıs. İnceledikçe yeni bilgiler ortaya çıkıyor, bilgilerim ve merakım git gide artıyordu.

Verileri derlemek, toparlamak uzun zamanımı alıyordu.  Bir taraftan gündüzleri öğretmenlik yapıyor, öğrencilerime ders hazırlıkları yapıyor,  bir taraftan da geceleri ve hafta sonları da çok geç saatlere kadar  Kıbrıs incelemelerimi, okumalarımı sürdürüyor, gazete haberlerini ve gerekli kaynakları okuyarak sınıflandırıyordum. Haftada iki gün de İzmir Kent  Arşivi’nde ve Milli Kütüphane’de bulunan 1983 yılı Türkiye basınını tarıyordum. 1983 yılına ait gazetelerin  tüm sayfalarını, ciltlerini tarayarak, KKTC’nin ilanı, yankıları ve Kıbrıs konusundaki haberleri, köşe yazılarını, makaleleri, yorumları inceleyerek notlar alıyordum. Durmak, dinlenmek bilemiyordum. Araştırma ve incelemenin peşinden koşuyordum. Ayrıca  KKTC’nin ilanı öncesi  ve sonrasında meydana gelen gelişmeleri de incelemek amacıyla bazı gazetelerin 1982, 1984 yıllarına ait tüm sayılarını da günbegün inceliyordum.

 Daha sonra Denktaş’ın 11 Kasım 2003 tarihli yazısından cesaret alarak, konuyla ilgili kendilerini ziyaret etme arzumu Cumhurbaşkanımıza yazıyla dile getirdim. Görüşme talebime olumlu yanıt  gelmiş olması ve KKTC’nin kuruluşu konulu tez konuma esas olmak üzere görüşmelerde bulunmak, araştırma yapabilmek, KKTC  Milli Arşivi’nden yararlanmak üzere Manisa Valiliğin’den izin alarak  24 Ocak 2005 yılında  KKTC’ye gittim.

Çalışmam özetle merak, ilgi, azimle devam etti. Bu süreçte gerek  ailemin maddi ve manevi destekleri gerekse Sayın Cumhurbaşkanımız Denktaş’ın daveti, kitap göndermeleri azmimi daha da arttırdı.

 --KKTC’ye vardığınızda ve orada bulunduğunuz sürede hangi  görüşme ve araştırma, incelemelerde bulundunuz? Neler yaşadınız?

KKTC’ye gittiğimde, Girne’de bulunana KKTC Milli Arşiv ve Araştırma Dairesinde araştırma ve incelemelerimi sürdürmek için  Girne Öğretmenevi’nde kaldım.  Lefkoşa’ya da Girne’den gidiş  geliş yaptım. 

Sayın Rauf  Denktaş ile  KKTC’nin ilanı konusunda 26 Ocak 2005 tarihinde  başkent Lefkoşa’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir saate yakın   söyleşi, görüşme yaptım.  Bu görüşme sesli olarak kaydedildi ve tezin ana  kaynağını oluşturdu. 27 Ocak 2005 tarihinde de Sayın Rauf Denktaş’ın doğum günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı personelinin düzenlediği toplantıya iştirak ederek, Cumhurbaşkanı’nın  bağımsızlık ilanı ile ilgili kısa basın açıklamasını dinledim. KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde incelemelerde bulunarak, bağımsızlık ilanı ile ilgili dosyaları inceledim,  bazı belgelerin fotokopilerini temin ettim.

 O dönemde Cumhurbaşkanı Müşaviri ve  Basın Danışmanı olan, Kıbrıs konusunda da geniş çaplı çalışmaları bulunan Araştırmacı Yazar Sabahattin İsmail ile  de  görüşerek kendilerinden KKTC’nin ilanı ile ilgili aydınlatıcı bilgilerinden, kaynaklara nerede, nasıl ulaşılması gerektiği konusundaki yönlendirmelerinden ve yazdığı kitaplarından yararlandım. Lefkoşa’daki KKTC Meclis  Kütüphanesi’nden de  KTFD ve KKTC Meclis Tutanaklarını inceleyerek, fotokopilerini temin ettim. Lefkoşa Milli Kütüphane’de bulunan bazı kitapları inceledim.

 Girne’de bulunan KKTC Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi’nde bulunan belgeler, kitaplar, raporlar, basın bültenleri ve gazetelerden yararlandım. Arşivden Kıbrıs Türk basınının 1983 yılı Halkın Sesi,  Birlik, Bozkurt, Söz, Yeni Düzen, Ortam gazetelerinde bağımsızlık ilanı  ile  ilgili yazıları incelenerek, fotoğraflarını çektim.

 Girne’de ikamet eden Kıbrıs  Türk gazileri ile  röportajlar gerçekleştirdim. Bu süreçte tüm arşiv çalışanlarından büyük yardım ve destek gördüm.  Kaynaklara yardımlaşarak çok kısa sürede ulaşmamı sağladılar.  Hepsine şükran borçluyum.

 Pazar günleri ise Arşivler kapalı olduğundan dolayı KKTC’de tarihi doğal güzelliklerini gezip görme fırsatını buldum. Zaman buldukça KKTC’de Girne Kalesi ve içerisindeki müzeler ve eserler, Boğaz Şehitliği, Beşparmak Dağları eteğinde konumlanan Bellapais Manastırı, St. Hilerion Kalesi gibi yerleri gezip gördüm. Girne Çamlıbel Köyü’nde insanlarla sohbet ettim.

Lefkoşa’daki Milli  Mücadele Müzesi, Dr Fazıl Küçük Müzesi’ne gittim. Lefkoşa Tekke Bahçesi  Şehitliği’ni ziyaret ettim. Surlariçi mevkiini,  Osmanlı döneminde yapılan Bursa Koza Han mimarisinde yapılan Büyükhan’ı, Selimiye Camii, Barbarlık Müzesi’ni gezip gördüm.

--Cumhurbaşkanı Denktaş ile bir söyleşi yaptınız beğenildi.  Denktaş, sizi nasıl karşıladı?

Sayın Cumhurbaşkanımızın  makam odasına girdiğimde kendileri yaşıyla olgunluğuyla beni  ayakta karşıladı ve  “hoş geldiniz” dedi. Geleneklerine bağlı bir Anadolu çocuğu olarak, kendilerine takdim  buketi sunarak, o dönemde 81 yaşında olan büyük bir liderin saygılarımla ellerinden öptüm.

 Bana koltuk göstererek oturmamı istedi.  Ailemin ve benim halimi hatırımı sordu. Ben de kendilerine  Sayın Cumhurbaşkanımıza ailemden, arkadaşlarımdan, Anadolu’dan, öğretmen arkadaşlarımdan, tüm sevenlerinden sevgi, saygılarını selam, hürmetlerini dile getiren  mesajları aktardım. Teşekkür ederim, sağ olsunlar dedi. Siz de sağolunuz dedi.

Denktaş, beni babacan bir tavırla karşıladı. Ben ise çok heyecanlıydım. İçim kıpır kıpırdı. Zira “Tarih yapan, tarih yazan, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü için yaşamı boyunca mücadele eden mücadeleci, cesur, hukukçu, yazar vasıflarına sahip Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş” ile söyleşi yapmak için huzurlarındaydım genç bir eğitimci olarak. Hiç unutulmayacak anlardı benim  hayatımda. Ama konuştukça sohbet ettikçe   heyecanım gittikçe azaldı.  Sevecen, halk adamı, yazar, hayatını Kıbrıs davasına adayan, KKTC’yi kuran bir  liderle söyleşi yapmak bana da  nasib olmuştu.   Yine  kendi deyimiyle  “Kendilerini Türkiye’nin haklarını koruyan,  Türkiye’nin hudut bekçileri olarak gören ve böyle yürüyen” bir liderin karşısındaydım.

Denktaş’ın, yüce insan sevgisi kadar, hayvan sevgisi de dikkat çekmekteydi. (Zira makam odasında  beyaz renkli kıvır kıvır tüyleri olan “ boncuk”  adlı köpeği dolaşıyordu. Bir ara söyleşide yanıma da geldi.)

Denktaş’ın fotoğrafa olan merakı dikkat çekmekte olup Cumhurbaşkanlığı koridorları  çektiği fotoğraflarla doluydu.

 Güzel bir karşılamadan  sohbetten sonra,  söyleşiye başlanıldı. Söyleşi gerek Cumhurbaşkanı tarafımdan gerekse tarafımdan ses kasetlerine kaydedildi.  Ön hazırlıklarımla hazırladığım sorularla ve kendilerinin de cevaplarıyla söyleşi devam etti. Bir saate yakın sürdü. Güzel duygular  yaşadığım hoş bir söyleşi gerçekleşti. Söyleşide arşivlerden yararlanmam konusunda danışmanlarının yardımcı olacağını ifade ettiler.

 Söyleşi sonunda Sayın Cumhurbaşkanına bana bu imkânı tanıdıkları için teşekkürlerimi ileterek sonsuz saygılarımı dile getirdim. Kendilerinin de başarı dilekleri, aileme selamlarıyla söyleşiyi sonlandırdık.  Fotoğrafçısını çağırarak iki kare fotoğrafımızın çekilmesini talep etti.  Ayağa kalkarak yine beni yolculadı. Benim için çok değerli anlardı.

--Kitabın oluşumu hakkında biraz bilgi verir misiniz?

            Gerek Türkiye’deki  gerekse KKTC’deki araştırma ve incelemelerimden, görüşmelerimden elde ettiğim  verilerle bulgulara ulaştım ve uzun bir emek sonunda tez çalışmamı tamamladım. Daha sonra  bu tez çalışmamım bir nüshasını  Cumhurbaşkanı Sayın Rauf R. Denktaş’a gönderdim.   Denktaş’ta 5 Ekim 2007 tarihinde tarafıma e-posta olarak  tezin kitap olarak basılması için bütün mütevaziliğiyle şu yazıyı gönderdi;

 “Sayın Filiz KÖKSAL

            Tezinizle  birlikte gönderdiğiniz 30 Mart tarihli yazınıza çok geç cevap veriyorum. Özür dilerim. İlgisizlikten değil, tezinize iyice bakmadan yazmak istemediğim içindir. Bu da zaman aldı. Çok emek sarfederek meydana getirmiş olduğunuz bu yapıtınız, Kıbrıs davası ile ilgili herkesin “ el kitabı” olabilecek bir niteliktedir. Sizi içtenlikle kutlarım.

             Yapıtınızın kitap olarak yayınlanması için sponsor bulmanızda yardımcı olabilirim. Mutabıksanız, bana yazının CD’sini gönderiniz. Elimden geleni yaparım.

                                                                                                          Saygılarımla

                                                                                                       Rauf R. DENKTAŞ

 728 sayfa olan kitabın yayınlanması ise  Rauf Denktaş’ın aramızdan 13 Ocak 2012 tarihinde ayrılmasından  yaklaşık  bir yıl sonra, 2013 yılında, Ankara’da  bulunan  Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Merkezi yayınları tarafından 1000 adet gerçekleşti.

-- Böyle kapsamlı bir çalışmayı kültür hayatımıza kazandırmanız nasıl karşılandı?

Kıbrıs Türk Kültür Derneği yayınları arasında yer alan bu kitap için, 2013 yılında  Kıbrıs Türk Kültür Derneği tarafından Gümüşhane’de imza günü düzenlendi. Dernek tarafından kitabın üniversitelerin kütüphanelerine verildiği,  KKTC Meclisine gönderildiği ve konuya ilgi duyan araştırmacılardan büyük ilgi gördüğü ifade edilmiştir.

--Önünüzde daha ne gibi bir çalışma var?

Yerel tarihle ilgili olabilecek büyüklerimizin anıları var. Bunları düzenlemekteyim ancak şu anda yarım durmaktadır. Ayrıca öğrencilerimle yine yerel tarih projeleri yapmaktayım.  “Gümüşhane’de 1923-1945 Dönemi Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları” adlı bir çalışmam da bulunmaktadır.

--SİVASLI okurlarınıza SİVAS POSTASI aracılığı ile  ne gibi mesajlarınız var?

Sivaslı okurlarımıza  kitabımızla  ilgili vermek istediğim en temel mesajım şudur;

            Kıbrıs Türk halkı, 1878’den beri mutlaka bir gün Türk askerinin adaya geleceğini ve  Kıbrıs Türklerinin hürriyetlerine kavuşacaklarını beklemişlerdir.  Türk askeri 1974’te adaya özgürlük, huzur getirmiştir. Büyük mücadelelerden sonra  15 Kasım 983’te  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. O’nu içte ve dışta korumak temel görevimiz olmalıdır.

            Güneyde askeri bir  tatbikatı izleyen  Mustafa Kemal Atatürk’ün  harita üzerinden Kıbrıs’ı işaret ederek “Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için önemlidir” şeklindeki sözünü Türk halkı hatırlamalı ve Kıbrıs Adası’nın KKTC’nin elinde bulunmasına dikkat etmelidir. Zira KKTC’nin sonsuza kadar yaşatılması Türkiye’nin de güvenlik meselesidir.  

             KKTC Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın  ve Kıbrıs Türklerinin  tarihten beri  en büyük özlemi  hürriyet, bağımsız olmaktı. Bugün Kıbrıs’ta barıştan söz ediliyorsa Atatürk’ün barış konusunda söylediği şu sözünü unutmamak gerekir; “Barış dediğimde bağımsızlığımı kastediyorum. Bağımsız değilseniz hiçbir şey bulamazsınız, hiçbir şey alamazsın”.

             KKTC’nin Kurucusu, İlk Cumhurbaşkanı Rahmetli Rauf Denktaş’ın belirttiği gibi     “Büyük sancılardan sonra uluslararası bir bebek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti meydana gelmiştir. Onu dört gözle korumak gerekmektedir. Onu içte ve dışta korumak herkesin temel görevidir.” 

            Milli mücadele döneminde,  Sivas  Kongresi’nin gerçekleştiği Sivas ilimizde yaşayan tüm insanlarımızın da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni içte ve dışta koruyacağından sonsuza kadar eminiz.

Sevgili okurlarımız sağlık ve mutluluk dolu günlerimiz olması dileklerimle.

SÖYLEŞİ: SİVAS POSTASI GAZETESİ