Bir şehrin kaderi cezaeviyle mi değişir. Bir memleket betonla mı kalkınır. Sivas’a yıllardır verilen müjdelerin ortak noktası ne biliyor musunuz? Üretim yok. Sanayi yok. Tarım yok. Hayvancılık yok. Ama cezaevi var. Adalet sarayı var. Beton var. Demir var. İhale var. 2018 yılında AK Parti İl Başkanı Ziya Şahin Sivas’a müjde verdi. Devasa bir cezaevi yapılacaktı. Sanki fabrika kuruluyormuş gibi anlattılar. Sanki üretim başlayacakmış gibi pazarladılar. Cezaeviyle şehir kalkınır mı? Mahkûm sayısı artınca ekonomi mi düzelir. Gençler koğuşlara mı girince işsizlik mi bitecek. Aradan yıllar geçti. Bugün cezaevinin müjdesi unutuldu. Şimdi yeni bir müjdeyle karşımızdalar. Adalet Bakanı Sivas’ta. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler yanında. Yeni adalet sarayı yapılacak deniliyor. Peki, soru basit. On üç yıl önce yapılan adalet sarayı nereye gitti. 2013’te övünerek açtığınız bina nasıl oldu da bu kadar kısa sürede yetersiz kaldı. Bunu yapanlar kim. Planlamayı kim yaptı. Parayı kim harcadı. Bu beceriksizlik için tek bir hesap soruldu mu? Bugün çıkıp emekliye kaynak bulmakta zorlanıyoruz diyenler var. Aynı ağızdan yeni adalet sarayı müjdesi veriliyor. Bu nasıl bir çelişki. Emekliye gelince bütçe yok. Çiftçiye gelince imkân yok. Öğrenciye gelince sabır var. Ama betona gelince kaynak var. Demek ki mesele para değil. Mesele öncelik. Sivas’ın sorunu adalet sarayının metrekaresi değil. Sivas’ın sorunu işsizlik. Göç. Kapanan fabrikalar. Bitirilen tarım. Terk edilen köyler. Umutsuz gençler. Bunlara dair tek bir somut proje yok. Ama cezaevi var. Adalet sarayı var. Sanki bu şehir suçla anılsın isteniyor. Sanki bu şehrin geleceği mahkeme koridorlarına hapsediliyor. Bir şehir üretmeden büyümez. Bir şehir demir parmaklıklarla kalkınmaz. Cezaevi açarak istihdam sağladığını sanan akıl bu topluma yabancılaşmış demektir. Adalet sarayını kalkınma hamlesi gibi sunanlar ya bu ülkede yaşamıyor ya pazara hiç çıkmıyor ya da halkın gerçek sorunlarını bilerek görmezden geliyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkından çok söz ediliyor. O hakkın on üç yılda çürüyen binalarda nasıl heba edildiğini soran yok. Plansızlığın savurganlığın bu israf düzeninin hesabını verecek bir kişi bile çıkacak mı? Asıl adalet sorusu budur. Ve bu sorunun cevabı hâlâ ortada yok.
YETER
Asıl ihtiyaçtan bahsedemedik
Sözümüz havada kalıyor beyim
Kan toprağa düştü baş edemedik
İnsanlık açlıktan ölüyor beyim
Sorsanız söylerdik dert kater kater
Bağlarda bülbül yok baykuşlar öter
Boğaza dert dizdik bu kadar yeter
Âlem üstümüze gülüyor beyim
Ekmek kapıları yüze kapandı
Dilimiz bağlandı söze kapandı
Çoğu istemedik aza kapandı
Kimi kimin derdini biliyor beyim
Halkımız istihdam bekliyor sizden
Mağdur olduğumuz işte bu yüzden
Yürekler yaralı sinler közden
Can içinde canı bölüyor beyim
Küreseller hâkim oldu ummana
Derdi desek cevap döner banan ne
Pusulamız şaştı geldik dümene
Derin deryalara salıyor beyim
Kul Refik’im derdi cana taşıttık
Hani kardeş idik hani eşittik
Sağlığın yerine derdi baş ettik
Ömür sermayemiz doluyor beyim
Refik KUTLU/01.02.2026
(Kül. Bak. Halk. Şairi)SİVAS